<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genel &#8211; Küçük Ağaç Yayıncılık</title>
	<atom:link href="https://kucukagac.com.tr/kategori/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kucukagac.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Mar 2026 00:50:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://kucukagac.com.tr/wp-content/uploads/2025/05/favicon-96x96.png</url>
	<title>Genel &#8211; Küçük Ağaç Yayıncılık</title>
	<link>https://kucukagac.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çocuklar Sizin Adımlarınızı Takip Eder</title>
		<link>https://kucukagac.com.tr/cocuklar-sizin-adimlarinizi-takip-eder/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Küçük Ağaç Yayıncılık]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 00:50:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular ve Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat ve Yayıncılık]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İlham Veren Hikâyeler]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Tavsiyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarım ve Çizim Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlık Rehberi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kucukagac.com.tr/?p=20487</guid>

					<description><![CDATA[Hayatta bazı sözler vardır ki, ilk duyulduğunda sıradan gibi gelir; fakat üzerinde düşünüldüğünde derin bir anlam barındırdığı anlaşılır. &#8220;Çocuklar sizin adımlarınızı takip eder&#8221; sözü de böyledir. Bu ifade, sadece ebeveynlere söylenmiş basit bir öğüt değil; insanın kendi davranışlarını yeniden gözden geçirmesine sebep olan güçlü bir hatırlatmadır. Çünkü çocuk, dünyayı önce anne ve babasının gözlerinden görür; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"></h2>



<p>Hayatta bazı sözler vardır ki, ilk duyulduğunda sıradan gibi gelir; fakat üzerinde düşünüldüğünde derin bir anlam barındırdığı anlaşılır. &#8220;Çocuklar sizin adımlarınızı takip eder&#8221; sözü de böyledir. Bu ifade, sadece ebeveynlere söylenmiş basit bir öğüt değil; insanın kendi davranışlarını yeniden gözden geçirmesine sebep olan güçlü bir hatırlatmadır. Çünkü çocuk, dünyayı önce anne ve babasının gözlerinden görür; doğruyu, yanlışı, sevgiyi, saygıyı onların tutumlarından öğrenir.</p>



<p>Bir çocuğun hayatındaki ilk okul evidir. İlk öğretmeni annesi, babası ve yakın çevresidir. Daha konuşmayı bile bilmezken, ses tonlarını, yüz ifadelerini ve davranış biçimlerini taklit etmeye başlar. Eğer evde sabır varsa çocuk sabrı tanır; eğer evde sevgi varsa çocuk sevgiyi hisseder. Ama eğer evde sürekli öfke, eleştiri ve hoşgörüsüzlük varsa, çocuk da dünyayı sert ve güvensiz bir yer olarak algılamaya başlar. Çünkü çocuk için gerçek, gördüğüdür.</p>



<p>Bir yetişkin çocuğuna &#8220;Yalan söyleme&#8221; diyebilir; fakat telefonda bir başkasına &#8220;Evde yokum de&#8221; dediği anda, aslında verdiği ders çok daha güçlüdür. Çocuk için sözlerden çok davranışlar öğreticidir. Aynı şekilde &#8220;Kitap oku&#8221; diyen ama eline hiç kitap almayan bir ebeveynin öğüdü havada kalır. Oysa akşamları eline kitap alan bir anne ya da baba, tek kelime etmeden çocuğuna okumanın değerini anlatır. İşte bu yüzden çocuk yetiştirmek, sadece doğru cümleleri kurmak değil; doğru hayatı yaşamaktır.</p>



<p>Çocuklar, büyüklerin aynasıdır. Onların davranışlarında çoğu zaman kendimizi görürüz. Bir çocuğun teşekkür etmeyi bilmesi, büyük ihtimalle evde teşekkür eden birini görmesindendir. Bir çocuğun özür dileyebilmesi, hatasını kabul eden bir yetişkinin varlığındandır. Merhametli bir çocuk, merhametin yaşandığı bir ortamda büyümüştür. Bu nedenle çocukları eleştirmeden önce, onlara hangi örnekleri sunduğumuzu düşünmemiz gerekir.</p>



<p>Toplumun geleceği de aslında bu küçük evlerin içinde şekillenir. Bugün trafikte kurallara uymayan bir yetişkin, çocuğuna farkında olmadan kuralların önemsenmemesi gerektiğini öğretir. Bugün doğaya çöp atan bir büyük, çevre bilincinden yoksun bir neslin temelini atabilir. Fakat tam tersine; hakkı gözeten, adaletli davranan, çalışkan ve sorumluluk sahibi bireyler de yarının bilinçli toplumunu yetiştirir. Çünkü her çocuk, içinde bulunduğu çevrenin bir yansımasıdır.</p>



<p>Çocuklar sadece iyi davranışları değil, korkuları ve kaygıları da devralır. Sürekli şikâyet eden, umutsuz konuşan bir ortamda büyüyen çocuk, hayata karşı çekingen ve karamsar olabilir. Oysa umutlu, çözüm odaklı ve güçlü bir duruş sergileyen yetişkinler; çocuklara da mücadele etmeyi öğretir. Onlara &#8220;Başarabilirsin&#8221; demekten daha etkili olan şey, zorluklar karşısında vazgeçmeyen bir rol model olmaktır.</p>



<p>Ayrıca çocuklar adaleti de gözlemleyerek öğrenir. Ev içinde kardeşler arasında yapılan adil paylaşımlar, verilen sözlerin tutulması ve tutarlı davranışlar; çocuğun iç dünyasında güven duygusunu oluşturur. Eğer bir yetişkin söylediğiyle yaptığı arasında çelişki yaşarsa, çocukta kafa karışıklığı oluşur. Bu durum zamanla güven kaybına dönüşebilir. Bu yüzden tutarlılık, çocuk eğitiminde en önemli unsurlardan biridir.</p>



<p>Unutmamak gerekir ki çocuklar sadece bugünün küçük bireyleri değil, yarının yetişkinleridir. Onlara bırakacağımız en değerli miras, maddi imkânlardan çok güçlü bir karakterdir. Dürüstlük, saygı, merhamet, çalışkanlık ve sorumluluk gibi değerler sözle değil; yaşayarak aktarılır. Attığımız her adım, söylediğimiz her söz, sergilediğimiz her davranış onların zihninde bir iz bırakır.</p>



<p>Bir gün çocuk büyür, kendi kararlarını verir, kendi yolunu çizer. Fakat o yolun temel taşları, küçük yaşlarda gördüğü örneklerle döşenmiştir. Eğer o taşlar sağlam ise, karşısına çıkan engelleri daha kolay aşar. Ama temel zayıfsa, en küçük sarsıntı bile büyük kırılmalara yol açabilir.</p>



<p>Sonuç olarak, çocuk yetiştirmek büyük bir sorumluluktur. Bu sorumluluk, sadece onları beslemek ya da iyi bir eğitim vermekle sınırlı değildir. Asıl mesele, onlara nasıl bir insan olunacağını göstermektir. Çünkü çocuklar kulaklarıyla değil, gözleriyle öğrenir. Onlar, bizim attığımız adımların izinden yürürler. Bu nedenle her adımı bilinçle atmak, her davranışı özenle seçmek gerekir. Zira arkamızdan gelen küçük ayak sesleri, aslında geleceğin sesidir.</p>



<p>Eğitimci Yazar: Meryem Bayrak Bulut </p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>(1)SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK: SUÇLULUĞUN TEMELİ</title>
		<link>https://kucukagac.com.tr/1suca-suruklenen-cocuk-suclulugun-temeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Küçük Ağaç Yayıncılık]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Nov 2025 17:04:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kucukagac.com.tr/?p=20449</guid>

					<description><![CDATA[2Çocuk Suçluluğu Ve Toplum yazımızda suça sürüklenen çocukların suç işlemelerindeki başlıca nedenleri ve suç işlemlerindeki verilere ele almıştık. Bu yazımızda ise suça sürüklenen çocukların (SSÇ) gayrimeşru fiilleri gerçekleştirmelerindeki bilinç durumunu ele alacağız. 3TÜİK verileri ışığında düzenlene araştırmaları incelediğimiz takdirde suça sürüklenen çocuğun eğitimlerini ilköğretim çağında bırakmış olan, sosyal manipülasyonlara açık, henüz kimlik arayışını tamamlayamadıkları yaş [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><sup>2</sup><em>Çocuk Suçluluğu Ve Toplum </em>yazımızda suça sürüklenen çocukların suç işlemelerindeki başlıca nedenleri ve suç işlemlerindeki verilere ele almıştık. Bu yazımızda ise suça sürüklenen çocukların (SSÇ) gayrimeşru fiilleri gerçekleştirmelerindeki bilinç durumunu ele alacağız.</p>



<p><sup>3</sup>TÜİK verileri ışığında düzenlene araştırmaları incelediğimiz takdirde suça sürüklenen çocuğun eğitimlerini ilköğretim çağında bırakmış olan, sosyal manipülasyonlara açık, henüz kimlik arayışını tamamlayamadıkları yaş grubunda olduğu yönünde kanaat getirebilmekteyiz.</p>



<p>Ceza hukuku perspektifinden bakıldığı takdirde geçmişten günümüze kadar yapılan sanık psikolojisi incelemelerinde; somut olay nezdinde her fail bakımından farklı etmenler olduğu gözlenmiştir. Baskın olan etmenlerde psikolojik etmen; faillerin genel olarak kendilerini topluma kabul ettirme çabası, varlıklarını gösterme isteklerini meşru yollarla yapamadığı ancak gayri meşru yollarla isteklerini gösterme çabalarının var olduğunu hiçbir temeli olmayan, irrasyonel bilince sahip olduklarını görmekteyiz. Yani bu kimselerin yapmış olduğu fiilleri sağlıklı bir muhakeme yapmadan gerçekleştirmiş olduğunu fark etmekteyiz. Çocukların muhakeme yeteneğinin gelişiminin tamamlanmadığını, dış müdahaleye açık olduğunu düşünen kanun koyucu <sup>4</sup>TCK 31’de yer alan <em>YAŞ KÜÇÜKLÜĞÜ</em><em> </em>düzenlemesinin temel gayelerinden biride budur.</p>



<p>Suç dosyalarını incelediğimiz zaman kişilerin suç işlemelerindeki motivasyonlarının temelinde yatan ortak nedenin çoğunlukla psikolojik etmenler olduğunu gözlemlemekteyiz. Geçmişten günümüze kadar suç işlenmesi hususunda birçok araştırm olmuştur, bunlardan en önemlisi modern psikoanalizin öncüsü <sup>5</sup>Sigmund FREUD’tur.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Sigmund FREUD, suçu doğrudan işlemeden suçun oluşumunu, suçun bilinçte oluşumu ve psikoanaliz vasıtasıyla ortaya koymuştur. Freud’un kuramları günümüzde suçlu-psikoloji arasındaki bağlantının ele alınması yönünde öncü çalışmadır, çoğu psikoanaliz alanında bilim insanı bu çalışmalar ışığında çağı aydınlatmaktadır.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p><sup>5</sup>Freud, suç işlemenin temelinin erken çocukluk psikolojisi olduğunu ve bunun kişinin ergenlik ve yetişkinlik döneminin şekillenmesinde önemli etkisi olduğunu aktarmaktadır. Freud, yetişkinlikte suç işlemenin temelini çocuklukta çözümlenmemiş kaosların, bastırılmış duyguların, toplum tarafından kabul görmediğini düşünen, toplumla çatışma halinde olan, sosyo-ekonomik açıdan eşitsizlik gibi dış etkenlerin suç işlemede bilinci etkilediğini gözlemlemiştir.</p>



<p>Freud, bilincin oluşumunda <sup>6</sup>ego,id ve süperego olduğunu söylemektedir. Her bir katmanın amacını farklı işlevselliği olduğunu söylemektedir. İD, insanlığın ilk hali olduğunu ve ilkelliği temsil eder; EGO, dış dünya ile uyumu sağlayan, kişiliğin düzenini belirleyen kademe; SÜPEREGO, kişinin dış dünya ile teması ile birlikte kişiliğin oluşturulduğu katmandır. Bu açıklamalar ışığında Süperego’nun ego tarafından kontrol sağlanamadığı takdirde suçun oluşumunu görmekteyiz. Bu çıkarıma varma sebebimiz aşikardır neticede bilinçaltını kontrol eden<strong> egodur</strong> ama bilinçaltını kodlayan ise dış dünyadan algılayıp kimliğimizi ortaya koyan <strong>süperegodur. </strong>Freud’un bu sınıflandırmasının ceza hukuku bakımından aslında kusurluluğu etkileyen unsurlarla mukayese ederek açıklamak daha yerinde bir açıklama olur neticede psikolojik olarak ele aldığımız birey zamanla serbest iradesi neticesinde hukuk düzeninin yasaklamış olduğu fiilleri yaparak kanun koyucu tarafından belirtilen suç tiplerinden birini işlemektedir. Kusuru dikkate alan kanun koyucu düzenlemelerinde yazımızın başında dediğim gibi çocuğun müdahaleye açık bilincini korumaya almak adına <sup>7</sup>ÇOCUK KORUMA KANUNU madde 5 kapsamında tedbirlere belli şartlar sağlandığında başvurulması gerektiğini belirtmiştir. Temel gayemiz çocuğu topluma karıştırmak olduğu için psikolojik olarak yıpranmış bireyi korumaktır ve bunun için her türlü durumu göz önüne alarak soruşturma ve kovuşturma evresinde Suça Sürüklenen Çocuğa cezai müeyyidesini belirlerken takdir indirimlerini ve infaz evresini hakkaniyete uygun şekilde tayin etmeliyiz.</p>



<p>Neticede suç tek başına aniden oluşmaz ve suçun oluşumu Freud’un dediği gibi süperegonun çevreden aldıklarını ego sayesinde düzene sokamamasının bir ürünüdür. Freud’un suç işleyen bireye yaklaşımı tam olarak şöyledir, “ <sup>8</sup><strong><em>Bir bebek, aile ve çevreden görülmüş olduğu sosyal davranışlara bağlı olarak günah, ayıp, yasak, haksızlık, tabular, normlar gibi kavramlar ile ahlaki değerlerini oluşturur.</em></strong>” Biz hukukçuların da yasa koyucunun temel gayesi suçluyu topluma kazandırmak olduğu için suç tatbik ederken bu amaca uygun yargılama yapmalıyız. Yargı faaliyetini sadece cezalandırma amacı olarak görmemeliyiz ve suça sürüklenen çocuğunun toplumdaki karmaşadan etkilenerek, psikolojisinin etkilenmesine izin verilmemeli ve onu topluma kazandırmalıyız.</p>



<p>Gelişen teknolojik gelişmelerin bilinci etkiliyor olması da gözle görülen ayrı bir dış etmendir. Buna Devlet eliyle müdahil olmak tamamen çözüm olmaz neticede Devletin kişilerin biliçaltını korumak adına yayınlara müdahil olması da anayasada korunan <sup>9</sup>Anayasa 28’te yer alan BASIN Hürriyeti ile çatışır nitelikte. Devletin bu hakkı tamamen ortadan kaldırması söz konusu olamayacağı için burada asıl iş çocukların bakım ve gözetim yükümlülüğü ile ilgilenen veli, vasi veya onlar gibi davranan kimselere düşmektedir.</p>



<p>Ezcümle &nbsp;“<sup>10</sup><em>Hiçbir insan suç işleme psikolojisiyle doğmaz, toplum baskısı, toplumdaki kimlik çatışması vb.dış etkenler onları </em><em>suç işlemeye yönlendirmektedir.</em>” Bu durumlardan dolayı çocukların ruh halinde değişim gören ebeveynler doğrudan duruma müdahil etmelidir aksi halde ilerleyen yaşlarda hiç istenmeyen sonuçlarla karşı karşıya kalınabiliyor.</p>



<p>                                      <strong>Esma Akpınar</strong></p>



<p><strong>Kaynakça</strong></p>



<p>1 Esma AKPINAR,E-Posta:esmaakpinar123@gmail.com,FSMVÜ HUKUK FAKÜLTESİ</p>



<p>2 https://kucukagac.com.tr/cocuk-suclulugu-ve-toplum-1/</p>



<p>3 https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2101579</p>



<p><sup>4&nbsp; </sup><strong>Yaş küçüklüğü</strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p><strong>Madde 31-</strong>&nbsp;(1) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;(2)&nbsp;<strong>(Değişik: 29/6/2005 – 5377/5 md.)</strong>&nbsp;Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. İşlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı hâlinde, bu kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yılda onbir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yarısı indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası yedi yıldan fazla olamaz.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p>(3)&nbsp;<strong>(Değişik: 29/6/2005 – 5377/5 md.)</strong>&nbsp;Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde onsekiz yıldan yirmidört yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların üçte biri indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası oniki yıldan fazla olamaz.</p>



<p><sup>5 </sup><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Sigmund_Freud#:~:text=Sigmund%20Freud%20(Almanca%20telaffuz%3A%20%5B,olan%20Avusturya%20do%C4%9Fumlu%20Yahudi%20n%C3%B6rolog"><sup>https://tr.wikipedia.org/wiki/Sigmund_Freud#:~:text=Sigmund%20Freud%20(Almanca%20telaffuz%3A%20%5B,olan%20Avusturya%20do%C4%9Fumlu%20Yahudi%20n%C3%B6rolog</sup></a><sup>.</sup></p>



<p><sup>6 &nbsp;</sup><a href="https://docmckee.com/cj/docs-criminal-justice-glossary/sigmund-freud-definition/"><sup>https://docmckee.com/cj/docs-criminal-justice-glossary/sigmund-freud-definition/</sup></a><sup></sup></p>



<p><sup>7&nbsp; </sup><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5395&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5"><sup>https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5395&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5</sup></a><sup></sup></p>



<p><sup>8&nbsp; </sup><a href="https://docmckee.com/cj/docs-criminal-justice-glossary/sigmund-freud-definition/"><sup>https://docmckee.com/cj/docs-criminal-justice-glossary/sigmund-freud-definition/</sup></a><sup></sup></p>



<p><sup>9 </sup><a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=2709&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5"><sup>https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=2709&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5</sup></a><sup></sup></p>



<p><sup>10 </sup>Esma AKPINAR,E-Posta:esmaakpinar123@gmail.com,FSMVÜ HUKUK FAKÜLTESİ</p>



<p><sup>11 https://www.google.com/search?vsrid=CIueydKct4qc_wEQAhgBIiRlYzEzOThiNi03ODc3LTQ4NjItOGU1Mi01MWI1OTQwMjMzZjIyBiICZWgoCji74YXZmp2QAw&amp;vsint=CAIqDAoCCAcSAggKGAEgATojChYNAAAAPxUAAAA_HQAAgD8lAACAPzABEJMCGLcBJQAAgD8&amp;udm=26&amp;lns_mode=un&amp;source=lns.web.gisivli&amp;vsdim=275,183&amp;gsessionid=2rXyncEsMh-q-vaXGFXOsJwA2nKdLZ8FZORK0rIWXkHKkrYeVgVESA&amp;lsessionid=7GDo9buCeLOHR9daRbbrPLdFSgeSjZAgbn2LKNfMuGqxRYK1X7QUbw&amp;lns_surface=19&amp;lns_vfs=e&amp;qsubts=1760222202084&amp;biw=1536&amp;bih=738&amp;ved=0CBYQh6cGahcKEwjQxbbXmp2QAxUAAAAAHQAAAAAQBA&amp;tbnid=nMyiHi1FpKi2PM&amp;ictx=2</sup></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sabır  Edinme Teması</title>
		<link>https://kucukagac.com.tr/sabir-edinme-temasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Küçük Ağaç Yayıncılık]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Nov 2025 16:23:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn okulu]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[sabır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kucukagac.com.tr/?p=20444</guid>

					<description><![CDATA[1-Huzurlu ve dengeli bir duruş Sabırlı kişi, olaylar karşısında hemen panik yapmaz, hızlı öfkelenmez, acele karar vermez. İçinde bir dinginlik vardır. Çünkü bilir ki her şeyin bir zamanı, her şeyin bir hikmeti vardır. 2-Güven veren tavır Sabırlı insanlar çevrelerine güven verir. Onlarla birlikte olanlar, onların kolay kolay sarsılmayacağını, zorluklar karşısında yılmadığını görür. Bu da onları [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>1-Huzurlu ve dengeli bir duruş</strong></p>



<p>Sabırlı kişi, olaylar karşısında hemen panik yapmaz, hızlı öfkelenmez, acele karar vermez. İçinde bir dinginlik vardır. Çünkü bilir ki her şeyin bir zamanı, her şeyin bir hikmeti vardır.</p>



<p><strong>2-Güven veren tavır</strong></p>



<p>Sabırlı insanlar çevrelerine güven verir. Onlarla birlikte olanlar, onların kolay kolay sarsılmayacağını, zorluklar karşısında yılmadığını görür. Bu da onları doğal bir rehber ve örnek haline getirir.</p>



<p><strong>3-Dayanıklı ve kararlı bir karakter</strong></p>



<p>Hayat iniş çıkışlarla doludur. Sabırlı kişi inişlerde pes etmez, çıkışlarda da kibirlenmez. Zorlukları bir engel değil, yolculuğun bir parçası olarak görür. Bu yüzden sabırlı insanlar uzun vadede daha çok başarıya ulaşır.</p>



<p><strong>4-Şükreden ve kanaatkâr bir ruh.</strong></p>



<p>Sabırlı olmak aynı zamanda elindekine razı olmak, şükretmek demektir. Böyle kişiler sürekli şikâyet etmez, sabırsızca her şeyin hemen olmasını istemez. Onlar için “az” da kıymetlidir, “çok” da emanettir.</p>



<p><strong>5-Umudunu kaybetmen bir bakış</strong></p>



<p>Sabırlı kişi, karanlık olsa bile ışığı görür. Kaybettiğinde sabreder, kazandığında şükreder. Bu yüzden onların gözlerinde daima umut vardır.</p>



<p>Sabırlı bir insanın duruşu; dingin, vakur, güven veren ve umut dolu bir duruştur. Onlar, fırtına çıksa bile kökleri sağlam duran bir çınar ağacıdır.</p>



<p>Peki ya sen sabrı hayatında daha çok bekleyiş mi, yoksa içsel dönüşüm olarak mı yaşıyorsun?</p>



<p>Kendi hayatımı, toprakla buluşan bir tohum gibi misal vere bilirim…</p>



<p>Üstü toprakla örtülmüş karanlığa mecburi iniş yapmış, tohumun kabuğunda saklanan hakikatin gün yüzüne çıkışına şahit yüreğim gibi, köklenerek gün ışığına hasret, güneşe selam için sabırla sırrını o minik filizlerle gün yüzüne çıkaran ben…Günaydın dünya….</p>



<p><strong>ÇOCUKLARDA SABIR</strong></p>



<p>Çocuklara “sabır” kavramını öğretmek, onların duygusal ve sosyal gelişimi için çok önemlidir.</p>



<p>Bunun için;</p>



<p><strong>1-ÖRNEKLE GÖSTERİN</strong></p>



<p>Çocuklar davranışları gözlemleyerek öğrenir. Siz sabırlı olduğunuzda, örneğin sırada beklerken veya bir sorunu sakinlikle çözerken, çocuklar bunu fark eder.</p>



<p>Trafikte beklerken sergilenecek tavır çocuklar için rol model olunur, herhangi bir kuyrukta beklerken söylenecek cümlelere dikkat edilerek rol model olunur.</p>



<p><strong>2-KISA VE SOMUT GÖREVLER VERİN</strong></p>



<p>Çocuklar için sabır uzun bir kavramdır. Onların anlayacağı bir dille somut bir şekilde uygulama fırsatı verin.</p>



<p>Sakince yapbozu tamamlamak, tohumun toprakla buluşturmak, zamanla sulamak, arzu edilen ürünleri vakitlice vermek. (Tatlıyı yemekten sonra vermek gibi.)</p>



<p><strong>3-HİKAYELERLE ANLATMAK</strong></p>



<p>Hikayeler, sabrı öğretmenin etkili bir yoludur. Masal ve öykülerdeki karakterleri sabırla başarıya ulaştığını anlatılabilir.</p>



<p>“Sabreden kuş, zaman sonra çok güzel uçmuş.”</p>



<p>“Küçük bir kuzu sabırla büyüyüp ormanda yeni arkadaşlar ediniyor.”</p>



<p>“Küçük ağaç hava şartlarına rağmen sabırla dallanıp budaklandı, çiçekler açtı.”</p>



<p><strong>4-DUYGULARINI İFADE ETMESİNİ SAĞLAYIN</strong></p>



<p>Çocukların beklemek zorunda olduklarında hissettiklerini anlatmalarını isteyin. Bu, sabrı anlamalarını kolaylaştırır.</p>



<p>Okul sırasında bekleyen çocuğa giriş saatini kızmadan, üzmeden hatırlatıla bilinir veya mızmızlanan çocuğa kızmadan duygusuna eşlik edilir ve “birazdan”” birkaç dakika sonra” deyip stresi alınır.</p>



<p><strong>5-KÜÇÜK JESTLERLE MİMİKLERLE PEKİŞTİRİN</strong></p>



<p>Hayat akışında ve doğallığında, çocuk büyütmenin sağlıklı olma sürecinde jest ve mimiklerle de rol model oluna bilinir.” Yemek saatine kadar resim çize bilirsin. “</p>



<p><strong>NOT:</strong> Çocukların sabırlı davranışları hemen ödüllendirmek, çocukta beklentiye yol açar. Ödüllendirmek zamanla rüşvet kafasına kaptırdığı için çocuğun gelişiminde engel teşkil eder. Çünkü sürekli bir beklenti huzursuzluğunu yaşar.</p>



<p>“Vaktinde yapılan ödev”</p>



<p>“Vaktinde okunan kitap”</p>



<p>Bunlar normal karşılanmalı herhangi bir duygu akışı olmamalıdır. Sorumluluk kişisel olgunluk belirtisidir.</p>



<p><strong>6-OYUNLAR VE ETKİNLİKLER</strong></p>



<p>*Sırayla oyunlar oynatılır.</p>



<p>*Yapbozlar legolar tamamlatılır.</p>



<p>*Saksılarda bitki ekilir.</p>



<p>*Dikiş dikilir.</p>



<p>*Boncuk dizilir.</p>



<p>                                                                                     <strong>Güneş Beyhan Yıldırım</strong></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SABIR 1</title>
		<link>https://kucukagac.com.tr/sabir-1/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Küçük Ağaç Yayıncılık]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2025 22:14:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kucukagac.com.tr/?p=20401</guid>

					<description><![CDATA[İslam düşünürleri ile kadim bilgilere göre sabır, zamanın ötesinde bir erdem! Hayatın iniş çıkışları, bekleyişleri ve sınavları vardır. İnsan, bu dalgalarda tutunmak için çoğu zaman sabra ihtiyaç duyar. Ama sabır nedir? Yalnızca katlanmak mı, yoksa daha derin bir anlamı mı vardır? Bu sorunun cevabını hem İslami düşünürler hem de kadim bilgelikler yüzyıllardır tartışmış ve insanlığa [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em><strong>İslam düşünürleri ile  kadim bilgilere göre sabır, zamanın ötesinde bir erdem!</strong></em></p>



<p>Hayatın iniş çıkışları, bekleyişleri ve sınavları vardır. İnsan, bu dalgalarda tutunmak için çoğu zaman sabra ihtiyaç duyar. Ama sabır nedir? Yalnızca katlanmak mı, yoksa daha derin bir anlamı mı vardır? Bu sorunun cevabını hem İslami düşünürler hem de kadim bilgelikler yüzyıllardır tartışmış ve insanlığa yol göstermiştir.</p>



<p><strong>İSLAM DÜŞÜNÜRLERİNE GÖRE SABIR</strong></p>



<p>Kuranı Kerim’ de sabır, en çok tekrarlanan kavramlardan biridir. “<em><strong>Allah sabredenlerle beraberdir</strong></em>.” (Bakara 153) ayeti, sabrın imanla nasıl iç içe olduğunu gösterir.</p>



<p>İmamı Gazeli, sabrı kalbin üç haline bağlar: Belalara karşı sabır, kulluk görevlerinde sabır ve günah işlemekten uzak durmadan sabır. Ona göre sabır insanın nefsini terbiye etmesinin en güçlü yoludur.</p>



<p>Mevlâna, sabrı bir bekleyiş değil, olgunlaşma süreci olarak anlatır:”<em><strong> Sabır, dikenin gül olmasını beklemektir</strong></em>.” Yani sabır, zamanı tüketmek değil, içsel bir dönüşümün kapısını aralamaktır.</p>



<p>İbni Arabi ise sabrı insanın var oluş yolculuğunda Allah’ın isimlerine açılan bir eşik olarak görür. <em><strong>Zorluklara direnç, aslında ilahi hakikate yaklaşma vesilesidir.</strong></em></p>



<p><strong>KADİM BİLGİLERE GÖRE SABIR</strong></p>



<p>Sadece İslam değil insanlık tarihinin birçok köklü düşüncesi sabır kavramını merkezine almıştır.</p>



<p>Stoacılar( Marcus Aurelius, Senegal ) sabrı doğaya uygun yaşamanın gereği sayar. Onlara&nbsp; göre sabır, <em>kontrol edemediklerimizi kabullenmek ve erdemli eylemlere yönelmektir.</em></p>



<p>Budist öğreti sabır, ”dukkha” yani yaşamın kaçınılmaz sıkıntılarına karşı zihinsel dinginlik olarak görür. Burada sabır, içsel huzuru kavramanın anahtarıdır.</p>



<p>Taoizm ise sabır, hayatın akışını teslimiyet olarak tanımlar. Zorlukları zorlamak yerine, onların içindeki uyumu görebilmek bir tür sabırdır.</p>



<p><strong>ZAMANLAR VE İNANÇLAR ÜSTÜ BİR KÖPRÜ</strong></p>



<p>Görüldüğü gibi sabır, ne sadece pasif bir bekleyiştir, ne de körü körüne dayanma hali. İslamın kalbinde ,kadim( eski) öğretilerin özünde sabır; insanı olgunlaştıran  ruhu yücelten ve varlığı daha anlamlı kılan bir erdemdir.</p>



<p>Bugün modern hayatımızda sabır, belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şeydir. Çünkü sabır, sadece zorluğu atlatmak değil , o zorluk içinde yeni bir benlik inşa edebilme gücüdür.</p>



<p><strong>GENÇLERE SABIR ÜZERİNE TAVSİYELER</strong></p>



<p>Hayat, özellikle genç yaşlarda çok hızlı akar. Hedefler, sınavlar, hayaller, arkadaşlıklar…Bir şeyler hemen olsun isterler. Ama gerçek şu ki, <em><strong>olgunlaşmanın ve başarmanın yolu çoğu zaman sabırdan geçer.</strong></em></p>



<p><strong>1</strong>&#8211; <strong>Sabır beklemek değil, olgunlaşmaktır.</strong></p>



<p>Sabır, zamanı öldürmek değil, her gün biraz daha öğrenmek, geliştirmek ve olgunlaşmaktır. Genç yaşlarda atılan adımlar sabırla yoğrulursa, geleceğin sağlam temeli olur.</p>



<p><strong>2- Zorluklar bizi güçlendirir.</strong></p>



<p>Kuran ‘da “Zorlukla beraber kolaylık vardır.” (İnşirah 6) buyrulur. Zor bir ders, kırılan bir hayal, güven sorunları, ilişkiler ya da zor bir süreç&#8230; Bunlar bizi kırmak, üzmek için değil aksine güçlendirmek içimindir. Bir sporcu nasıl kaslarını dirençle geliştiriyorsa insan da sabırla ruhunu güçlendirir.</p>



<p><strong>3-Acele etmek yerine adım adım ilerlemek.</strong></p>



<p>Evrenin ritmini kabullenmek” her şeyin bir zamanı vardır “diye bilmek. Üniversiteye girmek, meslek edinmek, hayallerini gerçekleştirmek, mezun olmak…Hepsi bir sürece bağlıdır. Sabır, bu sürece güvenmektir.</p>



<p><strong>4-Sabır kendine hâkim olmaktır.</strong></p>



<p>Sabır sadece beklemek değil; öfkeye, kırgınlığa, tembelliğe yenilmemektir. Günahlara, ibadetlere, musibetlere karşı sabretmek. Genç yaşta bu üçüne dikkat etmek, karakterimizi güçlendirir.</p>



<p><strong>5-Umudu kaybetmeyin.</strong></p>



<p>Sabır, umutsuz bir bekleyiş değil; umutla dolu bir yolculuktur. Hedefinizi hatırlayın, dua edin ve çalışın. Bazen sonuç hemen görülmez ama sabreden kişi mutlaka meyvesini toplar.</p>



<p>Sabır, genç yaşta kazanılacak en büyük erdemlerden biridir. Çünkü sabreden kişi sadece hayalini gerçekleştirmez, aynı zamanda daha güçlü, olgun ve dengeli bir insan olur. Sabır bizi bekletmez, oyalamaz bizi büyütür. Sabırlı bir insanın hayattaki duruşu aslında onun iç dünyasının yansımasıdır.</p>



<p><strong>Yazan: Güneş Beyhan</strong> <strong>Yıldırım</strong></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title></title>
		<link>https://kucukagac.com.tr/20394-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Küçük Ağaç Yayıncılık]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2025 17:28:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kucukagac.com.tr/?p=20394</guid>

					<description><![CDATA[EYLÜL GİBİYİM BEN DE! Her zaman aynı olmuyor insan. Yaz bitmeye doğru yol alırken güneş yavaş yavaş tepelerden eğilmeye ve gözleri kamaştırmaya başlıyor. Eylül, sessiz adımlarla geliyor. Koca bir yaz geçti; üstelik bunca hararetine rağmen bir de yangınlarla ziyadeleşti, içimizi ise kavurdu. Az sonra yapraklar dallarını bir bir bırakıp yerlere düşmeye başlayacak. İşte tam da [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>EYLÜL GİBİYİM BEN DE!</strong></p>



<p><strong><em>Her zaman aynı olmuyor insan.</em></strong></p>



<p><em>Yaz bitmeye doğru yol alırken güneş yavaş yavaş tepelerden eğilmeye ve gözleri kamaştırmaya başlıyor. Eylül, sessiz adımlarla geliyor. Koca bir yaz geçti; üstelik bunca hararetine rağmen bir de yangınlarla ziyadeleşti, içimizi ise kavurdu. Az sonra yapraklar dallarını bir bir bırakıp yerlere düşmeye başlayacak. İşte tam da böyle gibiyim ; ağlamaklıyım bu günlerde!</em></p>



<p><em>İnsan, her zaman aynı olmuyor. Her mevsim değişen hava şartları gibiyiz. Bazen durağan bir gökyüzü gibi, bazen coşkun yağmurlar gibi, bazen de dondurucu bir ayaz !</em></p>



<p><em>İlkbaharın neşesi de güzel, sonbaharın hüznü de. Düşünüyorum da, bir mevsim olsaydım, sonbahar olurdum herhalde. İçimde hep ilkbaharın gençliği ve heyecanı var aslında; fakat sonbaharın hasadını, sarısını, dinginliğini daha çok seviyor (k)öksüz kalbim. Tüm ürünlerin tatlanıp olgunlaşması, ambarlara doldurulması bana annemi hatırlatıyor. Güveni, sevgiyi, emeği… Kışın koynuna girmeden önceki telaşı…</em></p>



<p><em>Kış ise bambaşka. Ailenin bir araya geldiği vakitler… Okula giden, işe devam eden, ama akşam olunca herkesin yeniden aynı sofrada buluştuğu zamanlar… Evde kuzinenin hiç sönmediği günler… Üzerinde fokurdayan çaydanlığın sesi, birliğin ve ümidin sıcaklığını fısıldıyor. Fırında pişen ekmek kokusu ise evin içini sarıyor.</em> <em>O zamanlar bakkaldan ekmek almak çoğu kez unutulurdu, çünkü ambar unla doluydu. Barbunya, bulgur, yarma… Daha marketler yoktu.</em></p>



<p><em>Gece misafirlikleri olurdu hem de hiç arayıp “Müsait misiniz?” demeden. Kapı çalar ve içeriye alınırdı hemen. İşte o vakit bakkaldan bisküvi ya da gofret alınırdı. Hele o gofret! Ah, ne de doyulmaz bir tattı.</em></p>



<p><em>Şimdi bu yaşlarda kendimi bütün bu hatıralarla avutuyorum. Ne yapayım, elimde değil! Eylül gibiyim ben de. Ağlamaklıyım bu günlerde. Ahhh Eylül ah!</em></p>



<p><em>Eylül, şu dünyada her şeye bir “elveda” olduğunu fısıldıyor kulağıma!</em></p>



<p><em>Çocukluğa elveda, gençliğe elveda…</em></p>



<p><em>Zamanın akışına elveda…</em></p>



<p><em>Ama sanmayın ki bu hâlimden şikâyetçiyim. Aksine, dolan gözlerim ve daralan kalbim rahmet istiyor. Çünkü gözyaşı öyle her şeye dökülmez. Nemlenen kalbim biraz daha yumuşuyor, hepsi bu.</em></p>



<p>Eylül,üzerimden yazın yorgunluğunu silkelerken ,yine bir ders özeti sunuyor bana!</p>



<p><em>Her şeyin bir vakti var. Tıpkı yaprakların sararıp toprağa düşmesi gibi, insan da kimi zaman dökülür, kimi zaman yeniden yeşerir. Kimi zaman gülümser, kimi zaman ağlar. Ve bütün bunlar, insanın varlığını derinleştiren şeylerdir</em>.</p>



<p><em>Bazen düşünüyorum, belki de insanın en güzel mevsimi, içinde hem baharı hem sonbaharı taşıdığı dönemdir.Ne hep tazelik ne de tam bir doygunluk!İkisinin arasındaki olgunluk!</em></p>



<p><em>İşte bu yüzden Eylül bana kendimi hatırlatıyor. Ne tamamen neşeyim, ne tamamen hüzün. Ne bütünüyle bahar, ne tamamen kış. Ama hepsinden bir parça taşıyan bir hâl… İşte tam da bu hâlde, insan biraz daha kendine dönüyor.</em></p>



<p><em>Ve ben, bugünlerde içimdeki Eylül’ün çağrısına kulak veriyorum. Biliyorum ki bu çağrı, beni ağlatmak için değil; kalbimi yumuşatmak için. Biliyorum ki bu gözyaşları, bir kayıp değil; bir rahmet. Ve biliyorum ki her elveda, aslında bir merhabanın habercisi.</em></p>



<p><em>Çok gülmektense ,ağlamayı daha çok seviyor ruhum.Ruhum!O,burda dünya da misafir,bedenimse burdan topraktan!Bilirsiniz o yüzden güzel kokar toprak yağmur ile buluşmaktan!</em></p>



<p>والله اعلم بالصواب</p>



<p><strong>Yazar Nermin Demir</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇOCUK SUÇLULUĞU VE TOPLUM (1)</title>
		<link>https://kucukagac.com.tr/cocuk-suclulugu-ve-toplum-1/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Küçük Ağaç Yayıncılık]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2025 13:23:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kucukagac.com.tr/?p=20389</guid>

					<description><![CDATA[GİRİŞ &#160; Çocuk suçlu, Türk toplumunda ve uluslararası toplumda son zamanlarda çevresel, sosyo-ekonomik, psikolojik ve bireysel birçok nedenle birlikte sosyal medyanın da gelişimiyle gözle görülür şekilde artış gösterdiğini 2 veriler aracılığıyla somutlaştırmaktayız. Çocuk suçlu, bireysel bir olgudan ziyade toplumsal bir olgudur netice itibariyle toplumların devamlılığını genç nesiller sürdürmektedir. Ne kadar sağlıklı bireyler o kadar gelişmiş [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>GİRİŞ</strong></p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" />



<p><a href="#_ftnref1" id="_ftn1"></a>&nbsp;</p>



<p>Çocuk suçlu, Türk toplumunda ve uluslararası toplumda son zamanlarda çevresel, sosyo-ekonomik, psikolojik ve bireysel birçok nedenle birlikte sosyal medyanın da gelişimiyle gözle görülür şekilde <strong>artış</strong> gösterdiğini <sup><strong>2</strong></sup> veriler aracılığıyla somutlaştırmaktayız.</p>



<p>Çocuk suçlu, bireysel bir olgudan ziyade toplumsal bir olgudur netice itibariyle toplumların devamlılığını genç nesiller sürdürmektedir. Ne kadar sağlıklı bireyler o kadar gelişmiş toplum demektir, bu çıkarımdan da bireylerin gelişimi ile devletlerin gelişmişliği arasında doğru orantı olduğunu vurgulamalıyız. Çocuk suçluluğunun artışıyla ilgili aşağıya bir grafik bırakıyorum.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="940" height="513" src="https://kucukagac.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/image.png" alt="" class="wp-image-20390" srcset="https://kucukagac.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/image.png 940w, https://kucukagac.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/image-300x164.png 300w, https://kucukagac.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/image-768x419.png 768w, https://kucukagac.com.tr/wp-content/uploads/2025/10/image-600x327.png 600w" sizes="(max-width: 940px) 100vw, 940px" /></figure>



<p><strong>ÇOCUK SUÇLU&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </strong></p>



<p>Şimdi  çocuk suçludan önce  çocuk kavramını oturtalım zihnimizde. Kanuna göre 18 yaşını tamamlamamış her birey çocuktur. Kişinin mahkeme yoluyla veya evlilikle birlikte ergin kılınması 18 yaşını doldurmadığı takdirde dâhi çocuk olmaktan çıkarmaz ezcümle kanunun lafzi yorumundan bu sonuca varırız.</p>



<p>Türkiye&#8217;de çocuk nüfus oranı<sup> 5</sup>TÜİK verilerine göre nüfusun %25,5’ini oluşturmaktadır. Bu kadar fazla bir orana sahip bireylerin toplumdaki rolü de bir hayli fazladır ve toplumla iç içe girip hukuk düzeninin yasaklamış olduğu fiilleri işlemiş olmaları da geçmiş yüzyıllardan beri süregelmiştir.</p>



<p><strong>Suç Kavramı: &#8216;Fail&#8217;</strong></p>



<p>Kanun koyucu suç işleyen bireylere <strong>fail </strong>demektedir ancak suç işleyen çocuk suçlular için <sup>6</sup>ÇKK 3/1-a(2)’de yer alan “Suça Sürüklenen Çocuk” kavramı kullanılmaktadır. Fail çocuk olduğu takdirde <sup>7</sup>TCK 31’de düzenlenen ceza sorumluluğunu azaltan veya kaldıran hukukî müesseseden öncelikli olarak yararlanır bu müessese de kendi içinde birden çok ayrıma tabii tutulmuştur;</p>



<p>“<em>1-) Fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında ancak <sup>8</sup>çocuklara özgü güvenlik tedbiri uygulanabilir.</em></p>



<p><em>2-)Fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmuş olup 15 yaşını doldurmamış ve işlemiş olduğu fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını kavrayamamış olduğu takdirde cezai sorumluluk yoktur, şartları uygunsa çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine. Fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği olduğu takdirde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 12 yıldan 15 yıla kadar hapis; müebbet hapis cezası gerektirilen hallerde 9 yıldan 11 yıla kadar hapis; diğer hallerde ceza yarısı oranında indirilir ve bu süre 7 yıldan fazla olamaz</em></p>



<p><em>3-)Fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş olup 18 yaşını doldurmamış ve fiilin anlam ve sonuçlarını kavrayamamış olduğu takdirde cezai sorumluluk yoktur, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır. İşlemiş olduğu fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği olduğu takdirde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren hallerde 18 yıldan 24 yıla kadar hapis; müebbet hapis cezası gerektiren hallerde 12 yıldan 15 yıla kadar hapis; diğer hallerde verilecek ceza ⅓ oranında azaltır ve 12 yıldan fazla olamaz.</em><a href="#_ftn1" id="_ftnref1">[1]</a></p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" />



<p><a href="#_ftnref1" id="_ftn1"></a>Cezaların amacı; bireyi ıslah etme, topluma kazandırma, caydırıcı olmasıdır <em><sup>9</sup>Ceza Ve</em> <em>Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun</em>’un temel amacı yazan 3.maddeden bu çıkarıma varırız. Faillerin topluma kazandırılması süreçleri suç tiplerine göre farklılık göstermektedir, ancak kanun koyucu çocuklar bakımından TCK 31 ile özelleştirilmiştir.</p>



<p>Çocuklar bakımından özelleştirilme yapılması toplumun refahı bakımından önem arz eder neticede toplumun istikbâli çocuklardır. Toplumun istikbâli olan bireylerin suç işlemesinde birçok etmen vardır bunlar;<em></em></p>



<p>1-) Bireysel Farklılık/ Haksız Tahrik: Akranlarından farklı olması ve akranları tarafından dışlanıyor olmasıyla birlikte kendi öz benliğinde sıkışmış olmasıdır. Çocuk içinde biriken savaşı bir şekilde dışarıya yansıtarak hiçbir önem arz etmeyen farklılığının korkunç bir şekilde neticelendirilmesine sebep oluyor. Zorbalamaların küçük yaşlardan ortaya çıkmasının çocukların cezai ehliyeti olduğu zaman vücut dokunulmazlığını ihlâl eden fiillerin bir hayli yoğun olduğunu <sup>10</sup>%40,4 yaralama ve %4,6 tehdit suçlarının toplumda görülmüş olduğunu adlî makama yansıyan fiiller bakımdan inceleyebiliyoruz. <strong>Burada önemli rol aileye düşüyor<em>.</em></strong></p>



<p>Sonuçta çocuğun ahlaki gelişimi ilk olarak ailesinde görmüş olduğu bireyleri taklit ederek gelişir ve öğrenmiş olduğu taklidi hayata geçirerek deneyim sahibi olur ancak deneyimin ilk temeli dediğimiz gibi ailede başlar.</p>



<p><em>Örneğin; <sup>11</sup>Türkiye’de 2020 yaz ayında suç teşkil eden fiili gerçekleştirene kadar mağdur konumunda olan ancak bir anlık hiddet ve elem ile birlikte öfkesine yenik düşerek H.G.yi bıçaklı darbe ile öldüren çocuk bu duruma örnek bir durumdur.</em></p>



<p>2-)Aile: Suçlu bireylerin varolduğu ortamda çocuğun varolması küçüklükten itibaren suçu normalleştiren çocukların olmasına sebep oluyor. Bu çocuklar ufak tefek suçları henüz cezai ehliyetleri olmadan yaptıklarından cezasız kaldıklarını görüyor olmaları ve ailelerinin teşviki ile birlikte cezai ehliyetleri olduğu zaman yapınca öngörülemez suçlu profilleri ile toplum karşı karşıya kalıyor.</p>



<p><em>&nbsp;&nbsp; Olay</em>, <em>6 Eylül tarihli Aydın iline ait olan habere göre E.Ş. 18 yaşında olmasına rağmen çok sayıda hırsızlık suçuna karıştığı ve 47 yıl 9 aylık keşinleşmiş hapis cezası olduğu ve yakalandığı anda E.Ş.nin annesinin oğluna öğüt vermesi gerektiği halde “ABİNE SELAM SÖYLE”demesi tam bir trajikomik.</em></p>



<p>E.Ş.nin aile yapısının suça sürüklenen E.Ş. bakımından tam suç yuvası olduğunun, bir nevi aile için E.Ş.nin çocuk olması aile bakımından önem arz etmediği bilakis çocuğun bu hususta kendini sakınmadığı da cezaevine girerken vermiş olduğu tepkiler ile de gözle görülmektedir<em>.</em></p>



<p>3-) Eğitim: <sup>13</sup>Yapılan verileri incelediğimiz takdirde suça sürüklenen çocukların eğitim düzeyleri ilköğretim çağında daha yoğun olduğunu gözlemliyoruz, eğitimden uzak yaşantıları göz önüne serilmiş oluyor. Eğitim düzeyi ile devletin refah seviyesi doğru orantılı olduğunu bu verilerden de gözleme şansımız oluyor.</p>



<p>4-) Sosyo-ekonomik: Çocukların gelir düzeyi düşük veya ihtiyaçlarını idame etmelerini sağlayacak gelir düzeyine haiz olmamaları suç işlemelerine sebebiyet veren önemli etmenlerdendir. Güvenlik birimine intikal eden olaylardan TÜİK verilerini incelediğimiz takdirde <sup>14</sup>%16,6 hırsızlık olayı ile karşılaşılmış olması bu etkinin toplumdaki tam karşılığıdır.</p>



<p><em>&nbsp;&nbsp;</em><sup>15</sup><em>Tekirdağ/Süleymanpaşa İlçesinde suça sürüklenen 460 çocuğun verileri analiz edilerek anne ve babanın sosyo-ekonomik ve eğitim durumları, suçun kime karşı işlendiği ve işlendiği yıl değişkenleri açısından anlamlı bir ilişki olup olmadığı araştırılmaktadır. Bulgular, suça sürüklenen çocukların işlediği suçların %67,8’inin kişiye karşı işlenen suçlardan olduğu, çocukların büyük bir çoğunluğunun (%88,9) anne ve babanın hayatta olduğu, çocukların sosyo-ekonomik statülerinin (%65,7) düşük bir seviyede olduğu, %64,2’sinin lise eğitimini aldığını göstermektedir. Alınan verilerde yıllara yönelik bir inceleme yapıldığında ise en yüksek suç oranın %40,2 ile 2022 yılında gerçekleştiği görülmektedir. Bulgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde, suça sürüklenen çocukların yaşadıkları mahalleler, sahip oldukları sosyal ve beşerî sermaye ve ailelerinin sosyo-ekonomik yapısının çocukların suça sürüklenmelerinde önemli bir faktör olduğu görülmektedir.</em></p>



<p>5-)Sosyal Medya: Sosyal medyanın ve dijitalleşmenin artmasıyla çocukların suç tiplerini görmesiyle birlikte her ne kadar suç olan bir fiil olarak nitelendirilse de çocuklar yapılan fiillere özenir ve bilinçaltlarında normalleştirerek fiiliyata geçirerek toplumu sarsan suç ve suçlu tipleriyle gündeme gelirler.</p>



<p><em><sup>&nbsp;</sup></em><em>&nbsp;Sosyal medyanın etkisi olan en can yakıcı örneklerinden biri yakın zamanlarda 2 polisimizi şehit eden 16 yaşındaki&nbsp; lise öğrencisi E.B.nin sosyal medya üzerinden DEAŞ örgütünün eylemlerini sosyal medyadan takip edip özenerek ve ailesinin de ihmalkarlığı yüzünden 2 polisimiz şehit olmasıyla neticelenen vakıa meydana geldi.</em></p>



<p>&nbsp;E.B.normal şartlarda çocuk olmasaydı AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET cezası alacakken çocuk olduğu için 18 YILDAN&nbsp; 24 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak olması yaş küçüklüğünün suça sürüklenen çocuk için bir nevi ödül olduğunun göstergesi.</p>



<p><a href="#_ftn1" id="_ftnref1"><em><strong>[1]</strong></em></a>6-) Cinsiyet:<sup>17</sup>TÜİK verilerini incelediğimiz takdirde erkek çocukların kız çocuklarına nazaran daha fazla suç işlemiş olduğu gözlemlenmiştir. Her ne kadar erkek çocukları kız çocuklarından fazla suç işlemiş olsa da aradaki fark git gide azalmaktadır bu da gelecek 10 yıl içinde aradaki farkın ortadan kalkacağına karine teşkil edecek bir istatistiktir.</p>



<p><strong>SONUÇ</strong></p>



<p>Suçlu profili, çoğunlukla çocukluk evresinde kişinin iç dünyasının dışa yansıması olarak meydana gelmektedir. Çocuklar toplumun devamlılığını sağlayan bireylerdir ve bu hususta sosyal devletin gereği olan yetkili mercilerin çocuğa yönelik politikalarını birey bazında &nbsp;doğru bir şekilde entegre edip, çocukları suç işlemeye sevk eden sayılı etmenlerin etkisini azaltmak için olan tedbirlerini amacına uygun yapmalıdır.</p>



<p>Ek olarak, çocuklara karşı olan cezalandırma politikasından kaynaklı indirim miktarlarını itiyadi hal ve suç tiplerine göre ayrım gözeterek infaz miktarında olan azaltıcı politikaları kanun koyucu revize edip yürürlüğe koymalıdır. Neticede tasarlayarak adam öldüren bir çocuğun ağırlaştırılmış müebbet yerine 18 yıldan 24 yıla kadar ceza miktarının düşürülmesinin ne kadar hakkaniyete uygun olduğu fazlasıyla düşündürücü.</p>



<p><strong>Esma AKPINAR</strong></p>



<p></p>



<p></p>



<p><strong>Kaynakça</strong></p>



<p>[1] Esma AKPINAR,E-posta:esmaakpinar123@gmail.com</p>



<p><sup>2 </sup>https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Guvenlik-Birimine-Gelen-veya-Getirilen-Cocuk-Istatistikleri-2024-53989</p>



<p><sup>3</sup>https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5237&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5</p>



<p><sup>&nbsp;</sup><strong>Madde 6-&nbsp;</strong>(1) Ceza kanunlarının uygulanmasında;</p>



<p>&#8230; b) Çocuk deyiminden; henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi,</p>



<p><sup>4 </sup>https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5395.pdf</p>



<p><strong>Madde 3</strong>&#8211; (1) Bu Kanunun uygulanmasında; a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile, onsekiz yaşını doldurmamış kişiyi; bu kapsamda,</p>



<p><sup>5 </sup>https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Istatistiklerle-Cocuk-2024-54197#:~:text=Adrese%20Dayal%C4%B1%20N%C3%BCfus%20Kay%C4%B1t%20Sistemi,7&#8217;sini%20k%C4%B1z%20%C3%A7ocuklar%20olu%C5%9Fturdu</p>



<p><sup>6 </sup><strong>Madde 3-</strong> (1) Bu Kanunun uygulanmasında;</p>



<p>2. Suça sürüklenen çocuk: Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuğu,</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity" />



<p><a href="#_ftnref1" id="_ftn1"></a><sup>1[1]</sup><sup> </sup><a href="https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Guvenlik-Birimine-Gelen-veya-Getirilen-Cocuk-Istatistikleri-2024-53989">https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Guvenlik-Birimine-Gelen-veya-Getirilen-Cocuk-Istatistikleri-2024-53989</a></p>



<p><sup>15</sup> <a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/iktisad/article/1473021?utm_source=chatgpt.com">https://dergipark.org.tr/tr/pub/iktisad/article/1473021?utm_source=chatgpt.com</a></p>



<p><sup>16 </sup><a href="https://www.sondakika.com/3-sayfa/haber-iki-polisimizi-sehit-eden-16-yasindaki-hainin-19052147/">https://www.sondakika.com/3-sayfa/haber-iki-polisimizi-sehit-eden-16-yasindaki-hainin-19052147/</a></p>



<p><sup>17</sup> <a href="https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Guvenlik-Birimine-Gelen-veya-Getirilen-Cocuk-Istatistikleri-2024-53989">https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Guvenlik-Birimine-Gelen-veya-Getirilen-Cocuk-Istatistikleri-2024-53989</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DUYGULAR &#8211; DUYGULARIM</title>
		<link>https://kucukagac.com.tr/duygular-duygularim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Küçük Ağaç Yayıncılık]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Sep 2025 00:16:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Duyurular ve Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat ve Yayıncılık]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İlham Veren Hikâyeler]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Tavsiyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarım ve Çizim Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlık Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[farkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kucukagac.com.tr/?p=20367</guid>

					<description><![CDATA[(Bir Farkındalık Yazısı) En son ne zaman ne hissettiğinizi düşündünüz? Şu an, bu yazıyı okurken nasıl hissediyorsunuz? Sizi bu yazıyı okumaya yönelten duygunuz hangisi, fark ettiniz mi? Bu sorulara kendinizle baş başa kalarak, içtenlikle cevap verdikten sonra “duygular” üzerine farkındalığımızı artırmak, birkaç saniye durup düşünmek ve belki de en önemlisi kabul edebilmek üzerine farkındalık oluşturmayı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="20367" class="elementor elementor-20367">
				<div class="elementor-element elementor-element-12a2b0fb e-flex e-con-boxed e-con e-parent " data-id="12a2b0fb" data-element_type="container" data-e-type="container">			<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-6dbc2622 elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="6dbc2622" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									
<p><strong>(Bir Farkındalık Yazısı)</strong></p>

<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"></figure>

<p><em>En son ne zaman ne hissettiğinizi düşündünüz?</em></p>
<p><em></em></p>
<p><em>Şu an, bu yazıyı okurken nasıl hissediyorsunuz?</em></p>

<p><em>Sizi bu yazıyı okumaya yönelten duygunuz hangisi, fark ettiniz mi?</em></p>

<p>Bu sorulara kendinizle baş başa kalarak, içtenlikle cevap verdikten sonra “duygular” üzerine farkındalığımızı artırmak, birkaç saniye durup düşünmek ve belki de en önemlisi kabul edebilmek üzerine farkındalık oluşturmayı hedefleyen içerik serisinin ilki sizleri bekliyor olacak. O halde hazırsanız başlayalım.</p>

<p>Sabah uyanmaya çalıştığımız andan itibaren hissetmeye başladığımız ve gün içerisinde çok fazla değişime uğrayan duygularımız aslında bizim günün sonunda yatağa nasıl girdiğimizi belirleyen en büyük etkenlerden bir tanesidir. O halde şimdi burada biraz durup düşünmek gerekebilir. Bizi yaşam tecrübemizde, uyanık kaldığımız zaman diliminde, bu denli etkileyen duyguların kaç tanesini tanıyoruz?</p>

<p>Korku, heyecan, üzüntü, endişe, neşe, öfke… Siz hangi duyguları eklemek istersiniz?</p>

<p>Araştırmalara göre üzerinde henüz görüş birliğine varılamamış olmasına rağmen “temel duygular” olarak farklı isimlerde ele alınan birçok duygu olduğu ifade edilmektedir. Örneğin Plutchik (1980); kabul, şaşırma, tiksinme, bekleme/umma, üzüntü, neşe, öfke ve korku olarak 8 adet temel duygu olduğunu belirtirken, duygu çemberi adını verdiği çarkta ikincil ve üçüncül duyguları da adlandırmıştır. (Aşağıya Plutchik (1980) tarafından oluşturulan duygu çarkını incelemeniz için bırakıyorum.)</p>

<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="800" height="603" class="wp-image-20371" src="https://kucukagac.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/HATICE-HOCANIN-YAZISINA-EKLENECEK-RESIM.jpeg" alt="" srcset="https://kucukagac.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/HATICE-HOCANIN-YAZISINA-EKLENECEK-RESIM.jpeg 800w, https://kucukagac.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/HATICE-HOCANIN-YAZISINA-EKLENECEK-RESIM-300x226.jpeg 300w, https://kucukagac.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/HATICE-HOCANIN-YAZISINA-EKLENECEK-RESIM-768x579.jpeg 768w, https://kucukagac.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/HATICE-HOCANIN-YAZISINA-EKLENECEK-RESIM-600x452.jpeg 600w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>

<p>Son zamanlarda gerek teknolojide yaşanan gelişmeler gerekse nörobilim alanında yapılan araştırmaların artmasıyla birlikte duygular konusunda yapılan çalışmalar çeşitlilik kazanmaya devam etmektedir.</p>

<p>Henüz isimlendirilmesinde bile tam anlamıyla netlik olmayan duyguların acaba bizlerde yansıması nasıl olmaktadır? Hissetmeye başladığımızda onları kabul etmek, anlamlandırmak, adını koymaya çalışmak bizi nasıl bir yola götürebilir?</p>

<p>Serinin ikinci yazısında değinmeye çalışacağımız sorular ile sizi başbaşa bırakarak yazıyı sonlandırırken; duygu farkındalığımızın yüksek olduğu günler dilerim…</p>

<p><strong>                                                                    Kaynak</strong></p>

<ul>
<li>Plutchik, R. (1962). <em>Duygular: Gerçekler, Teoriler ve Yeni Bir Model.</em> New York, NY: Random House.</li>
<li>Kırmızı Canan, 2023. Pozitif ve negatif duygulanımın yenilikçi iş davranışı üzerine etkisinde öz şefkatin rolü: Karma bir araştırma. Yüksek Lisans Tezi. Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi </li>
</ul>
<p><strong>                                                     Eğitimci Yazar: Hatice Cücü</strong></p>
								</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gölge Yanlarımız</title>
		<link>https://kucukagac.com.tr/golge-yanlarimiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Küçük Ağaç Yayıncılık]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Sep 2025 19:59:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[gölgeler jung]]></category>
		<category><![CDATA[gölgelerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[jung]]></category>
		<category><![CDATA[okuma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kucukagac.com.tr/?p=20361</guid>

					<description><![CDATA[Korkularımız İçimizde gizli bir yüzle tanışmak… Hepimizin içinde görünmeyen bir taraf vardır: öfkemiz, kıskançlığımız ya da derin korkularımız. Jung’a göre bu tarafımız “gölge”mizdir. Gölge, bilincimizin kabul etmediği; bastırdığı, reddettiği, “herkeste olur ama bende olmaz” dediği yanlarımızın toplamıdır. Korkularımız, öfkelerimiz, kıskançlıklarımız… İşte görmezden geldiğimiz, kabullenmediğimiz ama farkında olmadan hayatımızı yöneten duygular bunlardır. Bir düşünün: Eleştiri almaktan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Korkularımız</strong></p>



<p>İçimizde gizli bir yüzle tanışmak…</p>



<p>Hepimizin içinde görünmeyen bir taraf vardır: öfkemiz, kıskançlığımız ya da derin korkularımız. Jung’a göre bu tarafımız “gölge”mizdir.</p>



<p>Gölge, bilincimizin kabul etmediği; bastırdığı, reddettiği, “herkeste olur ama bende olmaz” dediği yanlarımızın toplamıdır. Korkularımız, öfkelerimiz, kıskançlıklarımız… İşte görmezden geldiğimiz, kabullenmediğimiz ama farkında olmadan hayatımızı yöneten duygular bunlardır.</p>



<p>Bir düşünün: Eleştiri almaktan ne kadar korkuyoruz? Başarısızlık ihtimali bizi ne kadar ürkütüyor? Aslında bu korkuların her biri, gölgemizin bize fısıldadığı mesajlardır. Onları bastırmak yerine anlamaya çalışmak, korkunun köküne inmektir. İşte o zaman korkularımız, bizi durduran engeller olmaktan çıkar; yol gösterici bir ışığa dönüşür.</p>



<p>Gölgeyle barışmanın yolu ise kendimizi gözlemlemekten geçer. Hangi durumlarda korkuyoruz, ne zaman öfkeleniyoruz? Bu duyguları yazıya dökmek, günlük tutmak ya da küçük notlar almak… Tüm bunlar duygularımızı somutlaştırır, yüzleşmemizi kolaylaştırır. Farkındalık oluştuğunda bilinçaltımıza güven verir ve gölgemizle iletişim kurmamız kolaylaşır.</p>



<p>Pozitif telkin etme de bu sürecin bir parçasıdır; çünkü bilinçaltını anlamak, kendimizi bütünleştirmek için pozitif telkin gereklidir. Kendi farkındalığımızı artırmak, kendimizi gerçekleştirmek için korkularımız bize rehberlik edebilir.</p>



<p>Peki siz, gölge yanınızla en son ne zaman yüzleştiniz?  Unutmayın: Korkularımız, kaçmamız gereken düşmanlar değil; bize yol gösteren ışıklardır.</p>



<p>                                                                        Güneş Beyhan Yıldırım</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇIT &#8211; ÇIT…  Küçük Bir Ağaç Uyanıyor</title>
		<link>https://kucukagac.com.tr/cit-cit-kucuk-bir-agac-uyaniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Küçük Ağaç Yayıncılık]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Aug 2025 09:21:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://kucukagac.com.tr/?p=20347</guid>

					<description><![CDATA[Şöyle bir ürperdi önce. Sonra titredi ve… …çıt &#8211; çıt… bir ses işitti. Ses nereden geliyordu ve kime aitti? Dikkat kesildi. Sanki kalbinin tam ortasına dokunan bir sırdı bu. Etrafına bakındı; lâkin her yer çok karanlıktı. Ne bir ışık vardı ne de yol gösterecek bir işaret. Sadece o belirsiz ses… Derken, bir ses daha işitti; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Şöyle bir ürperdi önce. Sonra titredi ve…</p>



<p>…çıt &#8211; çıt… bir ses işitti. Ses nereden geliyordu ve kime aitti? Dikkat kesildi. Sanki kalbinin tam ortasına dokunan bir sırdı bu. Etrafına bakındı; lâkin her yer çok karanlıktı. Ne bir ışık vardı ne de yol gösterecek bir işaret. Sadece o belirsiz ses… Derken, bir ses daha işitti; ilkinden daha yüksek! Üstelik bu kez daha da yakınındaydı. Tam içinde, tam kalbinin ortasında yankılanıyordu. Sanki kendi varlığının kaynağından doğmuş gibiydi.</p>



<p>Bu sesin ahengiyle ikiye ayrılıyor zannetti; fakat zannı kısa sürede hakikate dönüştü. Evet, tam ortasından ikiye ayrılıyordu. Önce çok korktu. Yarılmış, incinmiş ve yaralanmış olmanın ürpertisiyle titredi. Tam işinin bittiğini, eksildiğini, yokluğa karıştığını düşünmeye başladığında ise bambaşka bir şey oldu: Aşağıdaki karanlığı terk edip yukarıya, ışığa doğru yükselen bir fazlalık eklendi bünyesine. Eksildiğini sandığı şey, aslında çoğalmaya açılan bir kapıydı.</p>



<p>Tohum, <strong>فالق¹</strong> olanın <strong>“كُن² = Ol!”</strong> emri ile ikiye ayrılıyor, filize duruyordu, filize duruyordu. Bu, topraktan ilk çıkışıydı. İlk defa güneşi görüyordu. Gözleri kamaştı birden. Çünkü karanlığın içinden ışığa doğmak kolay değildi. Toprağın üzeri çok daha cazipti. Burada hayat vardı. Kendisi gibi olanlar vardı; ondan daha yetişkin, daha büyük, daha köklü olanlar… Filizler, fidanlar ve genç ağaçlar… Onların arasında bir yolculuk başlıyordu.</p>



<p>Üzerinde kuşların cıvıltısı, sincapların neşesi, karıncaların telaşı ve daha nicelerinin yuvası vardı. Zamanın üzerinden geçtiği ağaçlar meyve verenlerdi. Onlarca yaz, kış ve bahar görmüş; nice rüzgârların, yağmurların ve güneşin misafiri olmuşlardı. Yaşlanmış ve kurumuş olanlar ise kabuklarına işlenmiş hikâyeleriyle diğerlerine sessiz dersler veriyorlardı. Kalın kabukları sanki bir bilgenin cübbesi gibiydi. Her geçen yıl onları daha da olgunlaştırmış, daha da yormuştu. Fakat bu yorgunluk, asil bir duruşla göğe uzanan dallarına engel değildi.</p>



<p>Yerden tavana… Aşağıdan yukarıya… Topraktan semaya…</p>



<p>Ağaç, kökleriyle toprağa hâkim olurken yatayda yeryüzüne neşe veren yeşilliğiyle<strong> Hayy </strong>isminin tecellisine mazhar oluyordu. Dikeyde ise semaya doğru genişliyor, ellerini açmış gibi göğe yükseliyordu. Her nefes alışında duaya duruyor gibiydi. Topraktan emdiği suyu, köklerinden çekiyor;  –üstelik belki de maddenin tabiatına zıt bir şekilde– dikey bir nefesle hayat pompalıyordu. Ta en ucundaki dala, en ince yaprağa kadar yaşam ulaşıyordu.</p>



<p>İşte insanın hikâyesi de böylesine bir ağacın hikâyesine benziyordu. Çünkü Âdem babamızın ilk iradesinin muhatabı da <strong>bir ağaç</strong> değil miydi?</p>



<p>“Sen ve eşin, cennette iskân edin, dilediğinizden yiyin ve için; yalnız şu ağaca yaklaşmayın!” (Bakara, 35)</p>



<p>“…<strong>ağaca yaklaşmayın</strong>!…” ile başladı insanın hikâyesi. Bu cümlenin içine nice sır gizlenmişti. Neden ağaçtı da demir değildi, bakır değildi? Neden taş ya da toprak değildi? Neden o değil de bu değildi? Bu soruların ardı arkası gelmezdi. Çünkü ağaç burada yalnızca bir nesne değil, belki de asıl kastedilen bir ağaç değildi. Ağaç bir semboldü. Asıl hedef, bir sınır çizgisiydi. Birçok müfessirin de ictihatları bu yöndedir. İnsan için sınır çizilmişti. Özgürlük alanı genişti, fakat bir tek sınır vardı. İşte o sınırın adı <strong>“ağaç”tı.</strong></p>



<p>Yine de ağaç, kökünden gölgesine, dalından yaprağına, meyvesine dek insanlığın yol arkadaşı oldu. Oksijenle hayat bağışladı, meyvesiyle rızık oldu, gölgesiyle serinlik sundu. İnsana eşlik etti, yeryüzünün en sadık dostu oldu.</p>



<p>Tıpkı küçük bir çocuk gibi… Küçük bir ağaç da onunla birlikte büyür. Önce ince bir filiz, sonra fidan olur. Ardından gençliğe adım atar, kök salar, meyve verir. Evlilikle aile kuran bir insan gibi dalları genişler, çoğalır. Yıllar geçtikçe yorgunluk izleri taşısa da göğe uzanmaktan vazgeçmez. Çünkü ağaç, insana her hâliyle yol gösteren bir ayna gibidir.</p>



<p>Bu vesileyle, bu yıl yanan binlerce ağacımız ile yüreğimiz de yanarken, biz yine tohumun toprağı delip ışığa olan aşkı ile, yine yeniden <strong>Hayy isminin</strong> kudretiyle yaşam ümidimizi hep diri tutacak; <strong>küçük ağaçlar</strong>, fidanlar dikmeye devam edelim, olur mu?</p>



<p>Ağaç, ümidin de sembolüdür. Hangi dedemiz diktiği ağacın gölgesinde dinlenmiş? Belki birçoğu meyvesini dahi yememiş. Lâkin onlar, fidan dikmekle birlikte sağlam bir nesil dilemiş, bu yüzden de küçük ağaçlarını hep ümit suyu ile sulamış.</p>



<p>Dipnotlar:</p>



<p>فالق (Fâliq): “Yaran, açan, bölen” anlamına gelir. Kur’an’da “Fâliq al-habb” (Tohumu yaran Allah) ifadesi geçer. Burada tohumun çatlayıp filizlenmesini başlatan kudret kastedilir.</p>



<p>كُن (Kun): Arapçada “Ol!” demektir. Kur’an’da Allah’ın yaratma emri olarak geçer: “O bir şeyi dilediği zaman, ona sadece ‘Ol!’ der; o da hemen oluverir.” (Yâsîn, 82)  </p>



<p>                                          <strong>                   _nerمindeمir       Nermin Demir</strong></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
